ALTIN KALPLİ DEV

Spread the love

Taksim Parkı’nda sabah temizliği yapan çöpçüler, bir bankın üzerinde donarak ölmüş dev bir adamın cesedini buldular. Soğuktan kaskatı kesilmiş bulunan bu beden bir aktöre aitti. Üstelik 200’den çok filmde rol almış, fizik olarak Yeşilçam’da benzeri bulunmayan bir oyuncuya, Yadigar Ejder’e. Oyuncunun ölüm haberi ilk önce kamuoyuna bu şekilde yansıdı. Soğuktan donarak öldüğü söylendi. Oysa gerçek böyle değildi.

Yine onun gibi figüran rollerinde oynayan arkadaşı Süheyl Eğriboz anlatıyor:

“Bu adam içki içmez. Bir yere gidiyor, açılışa gidiyor, limonatasının içine votka koyuyorlar. Bir daha, bir daha, bir daha… Gırgır geçecekler ya! Biraz da Allah rahmet eylesin çocuk zekâlıydı. Limonata yerine içiyor. Galatasaray kulübünün karşısında bir otel vardı. Ufacık bir otel. Tuvaleti alaturka. Otele gidiyor, 100 numaraya gidiyor, içkili de zaten. Oturuyor, kalkarken ayağı kayıyor, kafasını karşıdaki duvara vuruyor. Bu işte ölüm sebebi; beyin kanaması…”

Bir Yadigar Ejder Kitabı”nın yazarı Erhan Tuncer ise araştırmaları sonucu edindiği bilgileri şöyle aktarıyor:

“Yadigâr Ejder’in Taksim Parkı’nda donarak öldüğü haberi gerçeği yansıtmıyor. Yadigâr aslında 4 Mart 1991’de yemek yemek için girdiği bir lokantanın tuvaletinde beyin kanaması geçiriyor ve orada vefat ediyor. Cenazesini lokantanın önüne çıkarıyorlar. Onu orada gören insanlar da sokakta öldüğünü sanıyor. Bu kulaktan kulağa ‘Parkta donarak öldü’ oluyor. Çünkü işsiz kaldığı dönemlerde gününü o parkta geçiriyor. Aslında öldüğü dönem ambargoyu kırıp iş bulmaya başladığı bir dönem. Öldüğünde 40 yaşında. Çok genç ama ileri düzeyde şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu var.”

Maalesef bu iyi kalpli dev, ünüyle bağdaşmayan bir biçimde sefalet içinde ölmüştü.

Asıl adı da Yadigar Ejder değildi. 1951 yılında Sivas’ta doğduğunda ailesi ona “Adnan” adını verdi. Adnan Koyun ilkokul 3’e kadar okudu. Kendi istemediği için bıraktı okulu. Hareketli bir çocuktu ve sinemayı çok seviyordu. Sivas’taki bir sinemada çalışıyor, günlerce eve gelmiyordu.

Babası Almanya’daydı. Bir gün annesinden para istedi ve sonra olanlar oldu. Yadigar Ejder’in kardeşi Gülseren Erdoğan bu olayı Erhan Tuncer’in yazdığı Deligözel kitabında şöyle anlattı:

Annem o büyüdüğü sırada hastaydı. Bir gün bir yere gidecekmiş, annemden 10 lira para istemiş. Annemde de 50 lira varmış. “Ver anne” dedim. “Bu parayı verirsem bir daha getirmez” dedi. İtiş kakış sırasında annemin kulağına çarptı, annem felç oldu. O yüzden onu bir daha pek sevemedik.

Bu olayın ardından Yadigar Ejder evden ayrıldı, babasıyla beraber Almanya’ya gitti. 1.5 yıl sonra İstanbul’a döndü. Cebinde parası da vardı. Çok sevdiği sinema dünyasına girmek istiyordu. Artistlerin gittiği yerlere gitmeye başladı, ama zamanla parası da tükendi. 1972 yılında ilk kez bir filmde rol aldı.

Ama kimseye asıl adının Adnan olduğunu söylemedi. Sivas’ta ünlü bir kabadayı olan Yadigar’ın adını kullandı. Kimse kendini rahatsız etmesin diye de “Ben cezaevinden çıktım” diye bir hikaye uydurdu. Çünkü görüntüsünün aksine korkak ve ürkekti.

İlk filminden sonra ufak tefek rollerde oynamaya başladı. 1976 yılında tam 41 filmde rol almıştı. Çok kazanmıyordu ama yaşamını idame ettirebiliyordu. Hiç evi olmadı. Parası olduğunda iyi otellerde, olmadığında daha küçük otellerde kalıyordu.

Sinemadaki asıl çıkışını ise Kemal Sunal ile oynadığı filmlerde yaptı. Avanak Apti filminde milyonların sevgisini kazandı. Fakat 1986 yılından sonra kendisine nedeninin bilinmediği bir ambargo uygulandı. Uzun süre hiçbir film teklifi gelmedi.

Işık Şefi Kaya Sandık:

“Bir gün set bitmiş, gece 1–2 gibi eve dönüyordum, sokakta karşılaştım Yadigâr’la. ‘Otelden çıkardılar’ dedi. Borcunu ödeyemediği için atmışlar garibimi.
Avanos Sokak’ta Uğur Film’in deposu vardı. Işıkları, ekipmanları oradan alır, oraya bırakırdık her gün. Oraya götürdüm, yatacak bir yer ayarladım. Sonra 1 aya yakın ışık deposunda yattı. Birçok kimse onun durumuna düşmedi, çünkü kimse sinemayı onun kadar sevmedi. Yine de arada söylenirdi. İsyan ederdi. Sokağın dengesinin bozulduğu malum yıllarda, işler de bozuldu.”

Daha sonra bir filmde bir de skeçte oynaması istendi. Film setinden çıkıp, televizyona gidiyordu. Ama çok hastaydı. Zaten uzun zamandır başı ağrıyor, bacakları şişiyordu. Ama iş bulamam korkusuyla kimseye söylemiyordu.

1991 yılında ise baş ağrıları daha şiddetli bir hal almaya başladı. Yemek yemek için girdiği bir lokantanın tuvaletinde bayıldı. Yadigar Ejder yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması geçirdi,
4 Mart 1991 yılında hayatını kaybetti.

Hiç kimseye aile fertlerinden birinin numarasını vermediği için cenaze bir süre sahiplenilmedi. En sonunda oyuncu arkadaşlarının yardımı ile cenazesi alındı, Beyoğlu- Kulaksız Mezarlığı’nda toprağa verildi. Babası, gazetelerde vefat haberini görünce İstanbul’a geldi. Çevredeki bazı insanların Taksim Parkı’nda soğuktan donarak öldü haberlerine canı sıkılmıştı.

Yeşilçam’ın emektarının ölümü büyük gazetelerin ikinci sayfalarında ufacık bir dikdörtgenin içinde yer aldı.

Ruhun şad olsun…

https://www.facebook.com/AmazingPhoto350/
Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın