“Yeryüzü Sultanına başkaldıran birinin katli vaciptir.”

Spread the love

“Yeryüzü Sultanına başkaldıran birinin katli vaciptir.”

(Şeyh Bedreddinin idam kararındaki not)

SİMAVNE KADISI OĞLU ŞEYH BEDREDDİN DAR AĞACINDA.

   Yazıcı, müftüye baktı. Müftü, başını salladı. 

Bedreddin kendisine uzatılan kağıda baktı. Şöyle sona eriyordu fetva: “Yeryüzü Sultanına başkaldırmış birinin katli vacip değilmidir.? Vaciptir.?
Dini konularda fetva verme hakkına sahip olduğu Kahire günlerinden beri yanında taşıdığı mühürünü kuşağının arasından çıkardı. Yazıcının uzattığı mürekkebe, telaşsız, sakin batırdı ve kağıdın altına bastı.

   Hicri takvime göre 27 Şevval 819, Rûmi takvime göre 18 Aralık 1416 Perşembe günü, sabah erkenden, Serez'in bakırcılar Çarşısında darağacı kuruldu. Bütün kent hemen anladı: Bedreddin'i alacaklardı.Zanaatkârların mahallelerinde herkes yas giysileri giydi. Kasaba halkı hem korkuyor, hem üzülüyordu. Böylesine yüksek bir din yetkilisinin asıldığı daha önce hiç görülmemişti.
  Çarşı yakınındaki Eski Camide büyük bir kalabalık toplandı. Bederddin'in ölüme mahküm edilmesi üzerine,  beylerin ve erkan‐ı devletin keyif meclisleri kurup eğlendiklerine ilişkin kent sokaklarında dolaşan söylenti, çok geçmeden saraya kadar ulaştı. Halkın infialinden korkan Sultan kolu sayısının üç kar arttırılmasını emretti. 
   Ulema kara cüppeleri içinde, hep öyle azametli, kurumlu, darağacının başında toplanmaya başladı. 
   Bedreddin'i almak için zindana yüz dolayında muhafız gönderdiler. Bir de at getirmişlerdi kendisi için. Ama binmedi ata Bedreddin, muhafızları ortasında yürüyerek gitmek istediğini söyledi. 
   Bulutlarla kaplı puslu sabah göğü, sanki yukarıdan bastırıp duruyordu. Ağaçların çıplak dallarından, gözyaşları gibi damlalar yuvarlanıyordu. 
  Bakırcılar çarşışına geldiler. Sehpanın önünde durdular. 

Bedredddin, kalabalığa baktı Akşemseddin’i, Mecnun’u, Durası Emre’yi, Derviş İbrahim’i, taşçı ustaları Aşot ge Varton kardeşleri ve öteki mücadele arkadaşlarını, öğrencilerini gördü. Cellatlara döndü:
‐ Aptest almak istiyorum, dedi.
Bir testici getirdiler. Bedreddin Mecnun’u çağırdı
Mecnun, gözünde yaşlarla şu döktü testiden öğretmeninin eline .
‐ Ağlama, Mecnun. Hakikat bizimle! Vasiyetimdir: Bedenimi, şu Bakırcılar çarşısı yakınlarında bir yere gömün…Ama beni karatoprakta değil,hakikati anlamış insanların yüreklerinde arayın!
Dört yöne ayrı ayrı selam verdi. Halk da aynı selamla karşılık verdi kendisine.
Sehbaya çıktı
Cellatlar, onu iyice aşağılamak için, üstünde ne var yoksa çıkarıp, çırılçıplak ettiler kendisini; sonra yağlı ilmini geçirdiler boynuna, üstünde durduğu peykeyi bir tekmede devirdiler.

Kaynak: Radi Fiş. Ben de Halimce Bedreddinem.

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın